Çanakkale Zaferi sadece Türk milleti için değil bütün bir
ümmet için hatta o dönemde sömürge altında yaşayan bütün doğu toplumları için
bir diriliş nişanesi olmuştur. Ecdadımız, Avrupa’nın Sanayi devrimi ile
birlikte var ettiği emperyalist, kapitalist bir toplum, insani ve vicdani
değerlerden uzaklaştırılmış fabrika ayarları bozularak canavarlaştırılmış bir
insan tipolojisi karşısına namus ve haysiyetin, vatan ve millet gibi kutsi
değerlerin korunması gayesiyle sarsılmaz bir iman ve inanç ile çıkmıştır.
Asırlar boyu devletli olan bu millet,
Çanakkale’ye gömdüğü körpecik fidanları sayesinde yeniden dirilmiş ve bugün
nüfusu seksen milyona ulaşan bütün bir Türk ve İslam coğrafyasına umut ışığı olan
“Hakka tapan ve Hakkı tutup kaldıran” eşsiz bir güç olmuştur. Mezarlarında
koyun koyuna yatan, kemikleri bir birine geçmek suretiyle can ve kan kardeşi
olan şühedanın torunları devraldıkları büyük medeniyetin aziz hatırasını
yaşatmak ve layık olduğu yere taşımak için bugün içerden ve dışardan gelen
bütün hain kumpas girişimlerinin karşısında tarihi bir bilinç ve sarsılmaz bir
iman şuuruyla birlik ve bütünlük içerisinde dimdik durmaktadır.